Aşkı Kim Yarattı – Allah Aşk İçin Ne Demektedir?

Paylaşmak için:

Bu yazıyı çok önemsediğim ve sevip, saydığım bir değerli dostumun önerisi ile kaleme alarak sizlerle de paylaşmak istedim. Zevk ile okuyacağınızı ve en akılcı şekilde irdeleyeceğinizi umuyorum.

GİRİŞ: Bu gün bilinen anlamdaki ‘’aşk’’ ilk olarak insanlık yaşamında ne zaman yer aldı? İlkel (komün) toplumlarda aşk var mıydı, varsa nasıldı?

Doğanın kendi içerisindeki yazıya dökülmemiş yasaları gereği, güçlü olan erkek, hayvanların iç dünyalarındaki gibi, gücünü kanıtladıktan sonra istediği kadınlara sahip mi olmaktaydı?

İnsanlık tarihinde çok sonraları türetilen aşk efsanelerini besleyen kaynaklar nelerdi? İnsanın kendi aklı mı, yoksa yaşanan bazı aşksal olayların, abartılı birer sunu mu olabilir mi? Felsefe bu işin neresindedir?

Yunan mitolojisi, Hinduizm, Şamanizm Sümerler ve Tasavvuf bu konulara nasıl bakmaktadır. Kutsal kitaplar ve onların Tanrısı aşka saygı duyup, ona kendi yazdırdığı kitaplarında hiç yer vermiş midir acaba? Yazıda bunları ele alarak, çoklu fikirlerin birleştiği ve ayrıştığı noktaları hep birlikte katılarak veya izleyerek göreceğiz.

ŞAMANİZM:

Kenevir yardımı ile transa geçen Şaman rahip yani Kam kadınlık ve erkekliği kendinde birliğe getirip evrensel armoniye katıldığına inanırdı. Şaman güçlü bir ritim taşıyan müzik eşliğinde dans ederek esrimeye ulaşır ve sağaltımda bulunurdu. Şaman rahipleri erkeklerde olduğu gibi kadınlardan da olurdu ve bunlara Kam (hatun) denirdi.

Sha=kadınlık, Man=Erkeklik Şaman da kadınlıkla erkekliğin aşkın birlikteliği olarak yorumlanırdı.

HİNDUİZM:

Şiva: Vedik dönemde doğanın fırtına, şimşek veya yangın gibi yıkıcı felaketlerinin kişileştirilmiş tanrısı olan Rudra, epik dönemde Şiva olarak adlandırılır.

Şiva’nın cenneti Kailasa dağlarının doruklarındadır. Bazen neşe ve sarhoşlukla karısı Devi ile beraber ünlü Tandava dansını yapar. Bu sırada ayağıyla cehaleti ezmektedir.

Krişna: Krişna ise çobanların arasında doğup büyüdüğü içn çobanların tanrısıdır. Çoban kadınlarından bir çok sevgilisi vardır. Onun en üstün tuttuğu sevgilisi karısı Radha’dır. Birçok yerde yanında Radha ile flüt çalar halde resmedilir. Adı ” Kara ” anlamına gelir. Sanskrit dilinde ” avatara ” tanrının dünyada insan olarak bedenlenmiş halidir.

YUNAN MİTOLOJİSİ: TANRI VE TANRIÇALAR

Grek Tanrıları ve Tanrıçaları dendiğinde ilk akla gelen, Titanları alt etmiş ve yönetimi ele almış olan Zeus ve ailesidir. Onlara 12 Olympos’lu denmektedir. Olympos’ta yaşadıkları ve 12 adet oldukları için tabii ki İsterseniz bu tanrıça ve tanrılardan bazılarını kısaca tanıyalım. Onların bahsi Destanlar ve Söylenceler kısmında sık-sık geçecek zaten.

Aphrodite: Aşkın, cinsel isteklerin ve güzelliğin tanrıçasıdır. Doğal yeteneklerinin yanında, herkesin kendini arzulamasını sağlayan büyülü bir kuşağı vardır. Doğumu hakkında iki söylenti vardır. İlki onun Zeus ve Dione’un kızı olduğunu anlatır. İkincisi, Cronos hadım edildiğinde denize atılmış olan organından damlayan kanlardan doğduğunu ve kocaman bir midye içinde Kıbrıs’ta karaya çıktığından bahseder. Hephaestus’un karısıdır. Ağacı mersin, hayvanları güvercin, kuğu ve serçedir.

Hera: Zeus’un kız kardeşidir. Sonradan karısı da olmuştur. Oceanus ve Tethys adlı Titanlar tarafından büyütülmüştür. Evliliğin koruyucusudur ve evli kadınlara özel bir ilgi gösterir.

Hestia: Zeus’un kız kardeşidir. Bakire bir tanrıçadır. Evlerin düzeninden sorumlu olan tanrıçadır. Yeni bir çocuk doğduğunda aileye kabul edilmeden önce onu kutsayandır.

Burada 12 ler dikkatinizi çekmiştir umarım. İsrail’in 12 oymağı ile İsa’nın 12 elçisinin bu mitolojik anlatımlarla bir akrabalığı var sanırım.

SÜMERLER:

Sümer inancına göre toprakları verimli, dölyatağını doğurgan kılmak için hükümdarın yılda bir kez, aşk ve doğurganlık tanrıçası İnanna’nın rahibelerinden biriyle evlenmesi kutsal göreviydi. Çok eskilere dayanan bu tören yılın ilk günü yapılıyordu.

Örnek şiir:

Güvey, canımın içi,

Gönül açar güzelliğin, bal gibi tatlı,

Aslan, canımın içi,

Hoştur güzelliğin, bal gibi tatlı.

Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,

Güvey, yatak odasına götür beni,

Beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,

Aslan, yatak odasına götür beni.

Güvey, seni okşayayım,

Sevdalı okşayışların baldan daha tatlıdır,

Balla dolu odada,

Gönül açan güzelliğinin tadını çıkaralım,

Aslan, okşayayım seni,

Sevdalı okşayışların baldan daha tatlıdır.

Güvey, benden zevkini aldın,

Söyle anama, sana tatlılar verecek,

Babam sana armağanlar verecek,

Ruhun, bilirim ruhunun nerede neşelendiğini,

Güvey, şafağa değin uyu evimizde,

Yüreğin, bilirim yüreğinin nerede sevindiğini,

Aslan, şafağa değin uyu evimizde.

Sen, beni sevdiğin için,

Yalvarırım okşayışlarını ver bana,

Yüce tanrım, yüce koruyucum,

Enlil’in yüreğini sevindiren Şu-sin’im,

Yalvarırım okşayışlarını ver bana.

Senin bal gibi tatlı yerin, yalvarırım elini onun üstüne koy,

Elimi gişban-giysisi gibi onun üstüne koy,

Elimi gişban-sikin-giysisi gibi onun üstüne kapa.

Ayrıca Sümerlerde “tapınak fahişeleri” yani aşk kadınları vardır. Bunlar için erkeklerin cinsel arzularını karşılamak kutsal bir görevdir.

TEVRAT DA AŞK:

Ezgiler Ezgisi 1

2 Beni dudaklarıyla öptükçe öpsün!

Çünkü aşkın şaraptan daha tatlı.

Ezgiler Ezgisi 4

3 Al kurdele gibi dudakların,

Ağzın ne güzel!

Peçenin ardındaki yanakların

Nar parçası sanki.

11 Ey yavuklum, bal damlardudaklarından,

Bal ve süt var dilinin altında,

Lübnan’ın kokusu geliyor giysilerinden!

Ezgiler Ezgisi 5

13 Yanakları güzel kokulu tarhlar gibi,

Nefis kokular saçıyor.

Dudakları zambak gibi,

Mür yağı damlatıyor.

Ezgiler Ezgisi 7

Kız

9 En iyi şarap gibi ağzın.

Sevgilimin dudaklarına, dişlerine doğru kaysın.

Tevrat da Süleyman’ın deyişleri ve Ezgiler ezgisi kitaplarında bu örneklere benzeyen aşksal anlatımlar çoktur. Ama iş İsa ya ve İncil kitabına geldiğinde aşk yerini mümkün olduğu kadar boşanmamak üzere tek eşliliğe bırakır. Ama çok eşlilik bu dönemde de var ve bunu yasaklayan çok açık yasalar yoktur. Pavlus’un kilise önderleri için önerilerinde bu işi yapacak kişilerin mümkünü var ise tek eşlilerden olsun tavsiyelerini okuruz.

TASAVVUFTA AŞK:

Vahdet-i Vücûd Düşüncesi;

Allah’tan başka gerçek bir varlık olmadığı, diğer bütün varlık biçimlerinin O’nun farklı görünüş biçimleri veya zuhur mahalleri olduğu düşüncesi Muhyiddin İbn Arabî tarafından sistemleştirilmiş, Anadolu’da ayrıca Sadreddin-i Konevî, Mevlâna Celaleddîn-i Rûmi, Sultan Veled ve Yunus Emre gibi mutasavvıflarca dillendirilmiştir. Vahdet-i vücûd öğretisine göre gerçekte var olan tek varlık Allah’tır.

Allah’ın varlığı mutlak olması nedeniyle bilinemez. Kâinat, bu ilâhî varlığın aynasında görünen fani, yani geçici biçimlerden oluşur. Nesnelerin varlıkları, yani belirişleri, zuhurları, görünüşleri insanın aklı ve duyularıyla ilişkili bir durumdur. Bu öğretiye inanan bir kişi gerçek varlığın bir tane olduğunu, Hak ve O’nun tecellilerinden başka hiçbir şeyin gerçek olmadığını bilir.

Özetle tasavvuf aşkı bir ikili cinselliğin ötesinde, yaratıcı güç ile manevi ve ruhsal doyum olarak ele almaktadır. Dağlardan dergaha yamuk, yumuk değil de düz odunları seçip getiren Yunus da yaratana dosdoğru, yalansız varılmalı çabasını görürken düz yaratılmamış olanların neden dışlandığı sorusuna pek önem vermeyiz.

KURANDA AŞK:

Kuran aşk olgusunda kadına yer vermez. Erkek egemenliği çok çarpıcı bir şekilde göze çarpar. Çok eşlilik mubahtır. Kadınlar birer tarla cariyeler ise zevk aracıdır. Şairler ise deli görünümünde birer şeytandır. Nisa 23 e göre fuhuşun sıradan olduğunu söyleyebiliriz.

21:5 – Onlar: “Hayır, bunlar karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin” dediler.

26:224 – Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyar.

37:36 – Ve: “Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?” diyorlardı.

52:30 – Yoksa onlar (senin için): “Bir şâirdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz.” mu diyorlar? 

69:41 – O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz.

68:51 – O kafirler Kur’ân’ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar «o bir deli» diyorlar.

Yazı siz okuyanların katkıları ile daha da zenginleşecektir. Tevrat – İncil ve Kuran ekseninde düşünüldüğünde, ortaya çıkan güç aynı güç değil, üç farklı güç olarak önümüze çıkmaktadır. Tek ortak yönleri kadın zevk ve üreme aracıdır.


Paylaşmak için:

Ateistler Çağı

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.