İslam Dini Yahudi Torunu Olabilir Mi?

Paylaşmak için:

Tarihte ki bazı dönemleri anlatabilmek çok zordur. Ya kendi döneminde kaydı tutulmamıştır ya da tutulan kayıtlar bir şekilde yok olmuştur.

İslam tarihini ele aldığımızda ne yazık ki bu sıkıntıları yaşamaktayız. Çünkü elde ki kayıtlar bu dinin ortaya çıkışından asırlar sonraya aittir. Olanlar da rivayet şeklinde anlatılardır. Kuran bile bu şekildedir. Rivayete göre, şu surenin şu kadarı Mekke de bu kadarı Medine de inmiştir gibi açıklamaları bulunmaktadır.

Bir de İslam dininin ortaya çıkış şeklinde ki şüpheler ve Peygamberi Muhammed diye birisinin hiç yaşamadığı gibi çok farklı görüşlerde mevcuttur. Biz bu yazıda peygamberin varlığı ve kabul görmüşlüğü üzerinden tarihsel bir gezinti yapacağız.

Kuran’ın İncil kitabından çok Tevrat kitabını rol model alması bana hep ilginç gelmiş ve sürekli düşündürmüştür.

İbadetlerinde ki benzerlikler, takke – tespih, kadınların giyinme tipleri gibi ortak yönleri çoktur.

İncil ile Hıristiyanlar çocukların sünnet edilmesi kuralını terk etmişlerken, Kuran da yazılı olmadığı halde tıpkı Yahudiler gibi Müslümanların sünnet yasasını uygulamaları, aralarında ki bağlardandır.

Kudüs de ki Mescid-i Aksa’nın müminlerin de kıblesi olması, İslam’ın güçlenmesi ile Kabe olarak değiştirilse de kutsallığı hala devam etmektedir.

Bu girişten sonra;

İslam – Kuran;Tanrı oluruyla mı doğmuş, yoksa bölgenin bileşeni olan bir halkın siyasi ve dini önderlerinin Arap halkına bir armağanı mıdır?

Bu vb benzeri soruları bize sorduran, hala açıklanamayan olayların çokluğundan sorgulamaya mecbur kalıyoruz. Örneğin binlerce yıllık Tevrat kitabın ile tarihsel bağ kurulabilirken, Kuran da bunu yapamıyoruz.

Bir Allah neden İsa’dan 580 yıl sonra daha ileri gitmesi gerekirken, kalkıp binlerce yıl geri gitsin ve aynı konuları sık tekrarlarla anlatma ihtiyacı duysun?

İşte bunlar gibi yüzlerce soru bizi bu İslam bir Yahudi kumpası olabilir mi düşüncesi üzerine adaklıyor.

Hatice kimdir?

25 yaşında ki bir genç, iki kez evlilik yapmış ve dört kadar çocuğu olan bir dul kadın ile evlenir mi?

Bu evlilik bir tesadüf mü, Hatice’nin zenginliği etken olmuş mudur?

Hatice’nin inancı neydi?

Hatice’nin amcasının oğlu Varaka kimdir?

Yazının başında İslam hakkında belge sıkıntısından bahsetmiştim. İşte bu soruların cevaplarında da o sıkıntıya düşüyoruz, fakat gelişen olaylarla bağlar kurarak en mantıklı sonuca ulaşmaya çalışacağız.

Hatice hakkında İslam kaynaklarında ele gelecek kesin bir bilgi yok. Kureyş kabilesinden olduğu, annesi, babası ve çocuklarının isimleri ile tahmini doğumu verilmiş. İyi ahlaklı bir kadın olduğu, tek Tanrı inancı taşıdığı ve zenginliği anlatılmış.

Varaka ise, Hatice’nin ilk nişanlısı olarak anlatılmış ama evlilik gerçekleşmeden yüzükler atılmış. Varaka’yı Hıristiyan bir vaiz olarak göstermişlerse de bu konuda da somut bir delile ulaşamıyoruz.

Hatice için tek Tanrılı bir inancı vardı dendiğine göre, bu bize Yahudi olduğunu gösterir. Çünkü altı yüzlü yılda Hıristiyanlık alemi bütün konsilleri tamamlamış, Hıristiyanlık bu günkü halini almıştı. Yani baba – oğul- kutsal ruh üçlemesi o tarihlerin içerisinde yaşanmaktaydı.

Bir başka rivayete göre ise, Kureyş kabilesinin putperest olduğu anlatılır. Ama Varaka ve Hatice için inançlı idiler söylemi bizleri yine kuşkulara taşımaktadır. Fakat kuranda bu Kureyş kabilesine özel Kureyş isimli 4 ayetlik bir sure ile bu kabile İslam’a davet edilir.

Bu evlilik bir tesadüf olabilir mi sorusuna geldiğimizde ise, evlilik sonrası gelişen olaylara baktığımız da bana bu bir Yahudi aklı gibi geliyor.

Hatice tek Tanrılı bir inanca sahip ise, neden bir putperest ile evlensin?

Tevrat da İncil de putperestliği onaylamaz. Evlilikten yaklaşık on beş yıl sonra Muhammed’in ben peygamberim diye ortaya çıkması da düşündürücüdür.

İslam külliyatları o dönem için Muhammed’i fakir bir insan olarak gösterseler de bu doğru değildir. Hatice ile evlenmiş ve peygamberim dediği güne kadar on beş yıl geçmiş ise o insan nasıl fakir olabilir?

Bölgede oturmuş ve sosyo ekonomik anlam da güçlü iki din var iken, fakir bir Arap şahsa kim inanıp, itibar eder?

Bu yaşananlar da bizi Yahudi kurnazlığına götürüyor. Bunun nedenlerini aşağıda açıklamaya çalışacağım.

Muhammed’i dini bilgi olarak Varaka’nın yetiştirdiği söylenirken, okur, yazar olmadığı da buna eklenir. Varaka her kim ise kendi dini bilgisinin zayıf olduğu net bir şekilde anlaşılır. Gerçekten bilge bir vaiz olsa Kuran kendinden evvelki kitaplarda anlatılan olayları değiştirerek vermezdi.

Çok zengin bir kadının deyim yerinde ise fas-fakir birini kendisine eş olarak alması ve 53 yaş civarlarında bile çocuk doğurması, anlatılanlara bilim dışı renkler katsa da bu evliliğin üzerinde düşünülmüş bir proje olduğu hissini ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Peki Yahudiler böyle bir işe neden tenezzül etsinler?

İşte bu soru üzerinde çokça durmalıyız.

Yahudilik inancında misyonerlik geleneği yoktur. Hıristiyanlıkta ise misyonerlik inanç anayasalarının birinci maddesidir. İşte Hıristiyanlık bu özelliği ile hızla yayılırken, bölgenin inançsız toplumlarını da mıknatıs gibi kendine çekmektedir.

Türkiye üzerinden tüm Avrupa’ya yayılan bu inanç Yahudiliği bile eritmeye başladığından artık buna bir dur denmeliydi.

Kuran kendi peygamberinden birkaç kez bahsederken, Musa’dan 136 kez söz etmesi ve diğer Tevrat peygamberlerini de onlarca defa zikretmesi da bizi bu tür düşünmeye sevk eder.

Kuran kendisinden evvel ki hiçbir peygambere çatmaz iken, sanki kıyamet kopmuş da Allah huzurundaymış gibi İsa’yı sorguya çeker.

Allah doğmadı, doğurmadı sen sadece Mesihsin Allah’ın oğlu olamazsın diye azarlar durur.

İşte bu veriler bizi Yahudilerin kendi var ettikleri ve kendi mezhepleri gibi İslam’ı kullanarak, Hıristiyanlığa ayar verme çabalarına götürür.

Çünkü İslam peygamberden sonra burnunun dibinde ki Yahudiler durur iken, Afrika üzerinden İspanya ve Fransa’nın güney sahillerine çıkarma yaparak, hedefine Vatikan’ı koyar.

Bu işgallerden sonra da haçlı seferleri adı altında bu iki inanç sürekli çatışır.

Bu gün bile İslam Hıristiyanlara karşı cihadist davranırken, Yahudileri es geçer. Filistin özeli hariç, hemen, hemen hiçbir konuda hiçbir şekilde ciddi çatışmaya girmezler.

Bir başka ilginç nokta ise; İslam dini çok güçlenip, kontrolden çıkınca, aynı sahip bu dini önce mezheplere, sonra da tarikat ve cemaatlere böler ve kendi içlerinde çatıştırır.

Bir de yine aynı sahip, bunlar ile doymaz – yetinmez bu dinin içerisine binlerce sapkın hadisi peygamber sözü diye doldurarak, kendisine gelebilecek saldırıları yok etmeyi hedefler.

Dünyanın birçok coğrafyasında Yahudi sermayesinin de desteği ile radikal İslam örgütlerinin hedefinde hep kiliseler vardır. IŞİD bölgede buna en çarpıcı örneklerden birisidir.

Dikkat ederseniz bütün argümanları, suni mezhep üzerinden, baba – oğul inancının içini boşaltmak ve yerine Allah ile resulü Muhammed’i koyma üzerine kuruludur.

Bu pencerelerden kendi ülkemiz özeline baktığımızda ise; vatan, bayrak, cumhuriyet, laiklik, dil ve inkılap tarihi gibi değerler, aynı suni mezhep kullanılarak içleri boşaltılmak istenmektedir.

Farklı bağlantıları bir araya getirip, bütüne varma adına çok zor bir konuyu kaleme aldık. Burada ki ilişkilendirmelerin tümünün yüzde yüz doğruluk iddiasının olmadığını belirtmek isterim.

Fakat eski olayların bazıları ve günümüzde bölge ve dünyada yaşanan olaylar bizi böyle düşünmek zorunda bırakıyor.

Bu gün İslam – Hıristiyanlık çatışmasının haçlı seferleri düzeyinde olmaması burada anlatılanların bazılarını çürüten bir durum değil, aksine dünya toplumlarının modernleşmesi ve Hıristiyan diye nitelenen ülkelerin, sanayi, teknoloji ve silah üstünlüklerinden dolayıdır.

Biz İslam’ın ilk ortaya çıkma amaçlarına baktık, günümüzde ki bazı olaylarla da ilişkilendirdik.

Çünkü bu dinlerin tümü Allah’a ait ise eğer, İncil kitabı Vahiy (Esinleme) kitapçığında 22. Bölüm 18 ve 19 ayetlerine göre yeni bir din ve onun peygamberi diye birisinin gelmeyeceği – gelemeyeceği açık ve net olarak yazmaktadır.

Yeni bir din ismi ile ortaya çıkacak olanları da o İncil kitabı yalan din ve sahte peygamber olarak tanımlamaktadır.

Uzun bir yazı oldu, umarım kafalarda ki bazı sorulara ışık tutmayı becermiştir.


Paylaşmak için:

İmgelerin Sisi

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

İslam Dini Yahudi Torunu Olabilir Mi?” için 2 yorum

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.