Korkuyu Çöpe Atabilme

Paylaşmak için:

Korkuyu aşmak, hayata sevgiyle umutla bakmak ve yarınlara sahip çıkmak için üşenmeyin, okuyun; bu öğütlere kulak verin:

“10. Öğüt: Dışarıya çık, gerçek dünyada siyasete katıl. Toplumsal bir meseleyle ilgili iktidarın benimsediği bir tavıra, şiddet içermeyen bir biçimde tepki gösterilmeye çalışıldığında, buna sadece sanal dünyadan destek verme; fiziken, bedeninle de katılmaya, orada olmaya gayret et.

Siyasi, sanatsal, kültürel olaylar etrafında tanımadığın insanlarla bir araya gel. Bu topluluklara katılmak sana kendini daha güçlü hissettirecek. İnsanlar birbirinden güç alır, bir araya geldikçe daha umutlu olur.

Toplumsal bağlarını sadece sanal dünyada kurma. İktidar, sandalyene çakılı kalmanı, duygularının ekrandan emilip kaybolmasını ister. Sanal dünyanın hayatımızda daha çok yer kaplamasıyla otoriterliğin artması arasında bir ilişki var.

Dışarı çık.

Alışık olmadığın yerlerde daha önce tanımadığın kişilerle ol. Yeni arkadaşlar edin, ne düşündüklerini sor, onların deneyimlerini dinle, onlarla yürü.”

(ABD Yale Üniversitesinden Profesör Timothy Synder’in öğütlerinden.
Çeviren/Derleyen: Prof. Zeynep Direk – İstanbul Üniversitesi)

Bunların yanında hemen, hemen her konuda bilinç sahibiymiş gibi, davranmak yerine, bilinmeyen açıkça söylenmeli ve her bilinmeyeni kendi özelinde inceleme yolu seçilmelidir.

Bizim gibi ülkelerde sistematik bilgi kirliliği ve kurgulanmış dezenformasyonlara karşı her birey kendi sosyal bilinç seviyesini yükseltmek zorundadır.

Toplumsal yapının bileşenlerini teşkil eden kümeler veya sınıflar, farklılıklarının ve ortak noktalarının farkında olmalılar.

Örneğin; bir kedi veya köpeğin düştüğü derin bir çukurdan kurtarılmasına büyük çaplı bir duyarlılık sergileyen bu toplum, her gün beş, on yerde işlenen kadın cinayetlerine aynı ortak tepkiyi göstermiyor.

Bireyin davranış ve fikirlerine ket vuran, toplumsal etmenleri, gelenek – görenekleri, din yobazlığı ve sistem cambazlığı belirliyorsa eğer, burada bireylerin bilinçlerinde patolojik bir sorun var demektir.

İster toplumsal yasanın gericiliği, isterse sistemin dayattığı bananecilik olsun, bunlar devletin sistematiği haline dönüşmüş ise eğer, bunda her bireyin sorumluluğu vardır.

Ne yapmak gerek?

Bireysel bilinç; İnsanın gerçek dünyayı ve kendi bireysel varlığı ve onu ortaya çıkaran diğer bileşenlerini kavrayabilmesini sağlayan, zihinsel eylemlerin zamansal toplamıdır.

Öteki bir bakış ile bilinç; kişinin çevresinde ve dış dünyada olup, bitenleri anlamasını sağlayan, yalın gerçekliğin farkın da olma yeteneğini ortaya çıkaran donanımlılıktır.

Var olan bilgiyi kavrama yetisinden yoksun bir birey, aranarak bulunacak, yeni bilgilere ulaşamaz. Önüne ne konur ve kafasına ne yerleştirilirse onunla yetinir.

Böyle bireylerin çokça yetiştirilmesi adına da devlet, sistem ve toplumda hakim olan inanç, eğitim –öğretim adı altında el ele vererek toplumu dönüştürür.

Bu güm on beş yıldır ülkemizde yapılan budur. Hatta tarihsel olarak bu süreci Menderes dönemine kadar sürükleyebiliriz. En baskın ortaya çıkışı ise 1980 darbesidir.

Bir kitaba on beş lira vermekten kaçınan, fakat bir kahve falına elli lirayı basan bireylerin oluşturduğu bir toplum, kangrenli bir toplumdur. Duyularının ve uzuvlarının yavaş, yavaş çürüdüğünü kendi kanını görünceye kadar da anlayamaz.

Her birey kendisini aşma e temel gerçeği kavrama adına sürekli okumalı, toplumsal bilinç ile kendi sınıfsal bilincini geliştirmeli ve bunları kıyaslayarak, gerekli ayıklamaları yapmalıdır.

İnsanda korkuyu ortaya çıkaran ve sürekli onu canlı tutan, tetikleyen bilgisizliktir.

Aynı şekilde kör cesareti var edende bu cehalettir.

Diğer tetikleyiciler ile çözümlerini yorumlara katılacak sohbet bireylerine bırakalım Olric, bizim sözler burada bitsin izninle..


Paylaşmak için:

İmgelerin Sisi

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.