Kuran’da Dünya ve Evrenin Yaratılış Aşamaları

Paylaşmak için:

Bu konudaki bir başka bilimsel hata, Fussilet, 9,10,11,12. ve Naziat, 27,28,29,30,31,32,33. ayetlerinde ortaya çıkmaktadır. Bu ayetlerde anlatılan yaratılış Dünya merkezli Evren modelidir Çünkü 7.yüzyıl insanlarına göre, evrenin merkezi Dünya’dır. Evren (ya da âlemler) dediğimiz şey, ‘Dünya+Gökler’ şeklindedir. Yani Dünya bir merkezdir ve gökler de bu merkezin etrafından uzayıp gitmektedir (7 kat olarak). Şimdi ilgili ayetlerden aşama aşama Dünya ve Evrenin yaratılışını inceleyelim.

Fussilet-9 “De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”

Kuranda anlatılan Dünya merkezli evren modeline göre yaratma eylemine öncelikle yerden yani dünyadan başlandığını, şu anda üzerine ayak bastığımız toprağı düzenlemeden iki günde yaratıldığını iddia etmektedir.

Fussilet-10 “O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.”

Hemen yerin oluşum aşamasından sonra sabit dağlar yerleştiriliyor ki, aslında dağların oluşumları kısa zaman aralığında gözlemlenemese de, uzun zaman aralığında dağların plaka hareketleri sonucu oluştuğu bilinmektedir. Tabi bunu o dönemin insanlarının bilebilmesi imkansız, insanlık tarihi dağların evrimini gözlemleyemezdi. Bu nedenle bu ayette dağlar şuanki halleriyle oluşturulmuş ve sabitlenmiş olarak anlatılmaktadır.

İki günde yeri tam anlamı ile yarattığını söyleyen Tanrı allah, bir de dört günde her türlü gıda ile o dünyayı donattığını yani yeryüzündeki hertürlü canlı ve cansız varlıkla donattığı vurgulanmaktadır.

Fussilet-11,12 “Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah’ın takdiridir.”

Evet işte buradaki aktarım gerçekten, diğerinden tamamen farklı, yerlere geliyor. Bu aşamada, iki günde yaratılan 7 gök kavramı en yakın gökleri bozulmayan yıldızlar ile donatan tanrıya adanıyor.

Mülk-5 “Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. “

Bu ayette ve önceki ayetlerde Tanrı Allahın önce yerde ne varsa hepsini yarattığını ve sonra yedi göğü düzenlediğini, enyakın gökü de kandil (yıldız) lerle donattığını anlatılmaktadır. Bu anlatımdan bize en yakın gökün tüm evren olduğu anlaşılmaktadır.

Bize en yakın kandil (yıldız) 4,5 ışık yılı
En uzak kandil (yıldız) ise 13,7 milyar ışık yılı uzaklıktadır.

Üstelik bu yıldızların şeytanların atış taneleri olduğuda vurgulanmaktadır.. Bu gök taşları ile yıldızların karıştırıldığının da kanıtıdır. Günümüzde bile göktaşı düştüğünde yıldız kaydı denmektedir.

Tabi Tanrı Allahın yıldızların ölümünden ve evrendeki sürekli değişimden haberi yok, evrenin yukarıda duran kat kat kubbeler olmadığı konusunda da bilgisi yok. Onları şeytana atılmalık parçacıklar, ve geceleri aydınlatan kandiller olmaktan ötede görebilecek bir düşünce de yok.

Bu ayetlerde anlatılan Evren Modelini böyle resmedebiliriz.

Konuyu özetleyecek olursak Fussilet-9 ayetinde önce dünya yani yer yaratılıyor, Fussilet-10 ayetinde bu yerin üstündeki dağlar, kıtalar, okyanuslar ve hertürlü canlı yaratılıyor, ensonunda Fussilet-11,12 ayetlerine göre de 7 kat Gök Yüzü yaratılarılıyor. Dünyaya enyakın Gök ise Mülk-5 ayetine göre kandillerle (yıldızlarla) donatıyor. Resimle beraber okunursa gerçek görülebilir.

Yukarda ki çizim Aristotoles’in Evren Modelini yansıtmaktadır, İşin daha ilginç olan yönü Kuran’da anlatılan Evren modeli bu çizimde gösterilen Aristotoles’in Evren modelinden çok daha ilkeldir. Çünkü Kuran’da anlatılan düz Dünya modelidir, Kuran’da Gaşiye-20 ayetinde yeryüzünün yayılıp düzleştirilmiş olduğu, bu düz yeryüzünün altının ve üstünün de Talak-12 ayetine göre Yerler ve Gökler şeklinde 7’şer kattan oluştuğu anlatılmaktadır.

Talak-12 “Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.”

Fussilet Suresinde ortaya konan başka bir hata da gün sayısında ki tutarsızlıktır. Anlatılan günleri toplayınca yaratılış sürecinin sekiz gün olduğu ortaya çıkmakta, bu da diğer ayetlerle çelişmektedir. Ancak İslam alimleri bu meseleyi de şöyle çözme yoluna giderler; ”Zikredilen dört günün içerisinde ilk iki gün de vardır. Yani iki günde yer, iki günde yeryüzündeki dağlar, bolluk ve bereket (yani yer ile gök arasındakiler), son iki günde de gökler yaratılmıştır.” Biz burada ”8 gün mü, 6 gün mü?” tartışmasına girmeden İslam alimlerinin bu yorumunu esas alalım.

Bir diğer detaylı anlatım Naziat suresidir. Bu surede yerin yaratılış aşamalarından şöyle bahsedilmektedir:

Naziat-27,28 “Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir. “

Fussilet suresinde Tanrı Allah duman halindeki gökleri son 2 günde yöneldiğini anlatmakta, bunu Naziat-27, 28 ayetlerinde ki ifadelerle birleştirdiğimizde önce dünyanın yartıldığı, ardından göklerin kubbe misali yükseltildiği anlaşılmaktadır. Gördüğümüz herhangi bir direk olmadan bu şekilde yükseltilen gökler son 2 günde şekillendiriliyor ve düzenleniyor.

Naziat-29,30 “Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır. Ardından yeri düzenlemiştir.”

Yükseltme yani düzenlenme aşamasından sonra, gece ve gündüzün yaratıldığı anlatılmaktadır, buradan Güneşin ve ayın dünyadan daha sonra yaratıldığı rahatlıkla anlaşılabilir. Bütün bu ayetlerde Dünya merkezli Evren modelinin anlatıldığı açıktır. Bu ayete göre insanlık için kurulan Evren, sabitlenen yerden sonra göğün yükseltilip şekillendirilmesi ile hayata geçiriliyor.

Bu ayetlerde Fussilet Suresinin ayetlerindeki anlatımlarla çelişkili şekilde göklerin ve yerin aynı anda yaratıldığı sonra, göğün yükseltilip bina edilip düzenlendiği, ardından düzensiz olan yere tekrar dönülüp yerin yayılıp düzenlendiği anlatılıyor. Bu ayetlerde; Arapların çadır kurma stili dik direkleri çek bezi sonra gir içine dilediğin gibi döşe mantığını açıkca görmekteyiz.

Naziat-31,32,33 “Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir. Dağları yerleştirmiştir. Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.”

Bu aşamada Tanrı allah doğrudan suyu çıkartıp dağları yerleştirdiğini, otlaklar meydana getirdiğini anlatıyor. Kısacası canlı, cansız dünya yüzeyindeki herşeyin evrimsel süreçleri ve oluşum aşamaları esgeçilerek doğrudan dağları ve hertürlü canlıyı dilediği gibi bir parmak tıklatması ile oluşturan tanrı modeline anlatılıyor.

Birdiğer anlatımda Bakara-29. Ayetinde yapılmaktadır.

Bakara-29 “O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.”

Bu ayette Dünyayı insanlar için yarattığını anlatırken Evren ve yıldızların oluşum basamaklarını, insansız milyarlarca yıl yaşıyan canlıları, ve oluşum süreçlerini gözardı edmektedir. Bu ayettende anlaşılacağı gibi önce dünya yaratılmakta sonra gökler düzenlenmektedir.

Buraya kadar anlatılanlardan allahın evreni yaratma sırası şöyledir:

-Bütün dünya 2 gün (devir)
-Yeryüzü ve dağlar 2 gün (devir) (ayet 4 gün der ama biz kıvırmayı doğru kabul edelim)
-7 Kat gök 2 gün (devir) yani bütün evren ve içindeki galaksiler yıldızlar vs.

Evrende 250 milyardan fazla galaksi var. Bunlar 2 gün, dağlar 4 gün umarım saçmalığın boyutunu anlamışsınızdır. Yukardaki anlatılanları daha iyi anlamak için bilimsel gerçeklere de bakmalıyız.

Evrenin oluşumunu sağlayan Büyük Patlama (Big Bang) günümüzden yaklaşık 13.7 milyar yıl önce meydana gelmiştir. Evrendeki herşey ve zamanın kendiside bu andan itibaren varolmuştur. İlk patlama anında ve sonrasında Evrende oluşan ilk maddeler büyük oranda Hirojen ve az miktarda da Helyum gazlarıdır. Zamanla soğuyan ve genişleyen Evren’nin içinde patlamadan yaklaşık 500 milyon yıl sonra Hidrojen ve Helyumdan oluşan gazlar kütle çekim enerjisi ve dönmelerinden kaynaklanan manyetik etkinin de yardımı ile yoğunlaşarak ilk Yılzdızları, Galaksileri ve değişik gök cisimlerini oluşturturmuşlardır.

Oluşumunu tamamlayan birincil yıldızların içinde üretilen ve süpernova patlamalarıyla uzaya saçılan ağır metal yönünden zengin gaz ve toz bulutlarından ikincil yıldızlar oluşmuştur. Bizim Güneşimiz de ikincil yıldızlardan biri olarak zamanımızdan 4,5 milyar yıl önce oluşmuştur. Güneşimizi oluşturan gaz ve toz bulutu kütlesinin yaklaşık %99,8 lik kısmı güneşte toplanırken artakalan maddeden diğer güneş sistemi cisimleri ve dünyamız oluşmuştur.

Kuran’da anlatılan 6 günde yaratılış mitolojisi ve bilimsel verilerin karşılaştırması göstermektedir ki kuranda anlatılan bu masal günümüz Astronomi Bilminin ortaya koyduğu evrenin oluşum modeliyle taban tabana zıttır.

Evrenin altı günde yaratılışı hikayesi Kuran’a daha eski mitolojilerden girmiş bir efsanedir Burada anlatılan 6 günde yaratılış dünya merkezli evren modelidir. Üstelik çağının bile bilimsel seviyesinin gerisindedir.

Evrenin oluşum aşamalarını Karşılaştıralım:

Bilimsel Gerçek Kuran’da

Önce evren (Büyük patlama) Önce dünya
Sonra güneş sistemi Sonra yerkabuğu ve üstündeki dağlar Sonra dünya ve üstündeki herşey Sonra 7 kat gökyüzü yani tüm evren

Böyle bir mantıksızlık elbette kabul edilemez. Tabi Muhammed, evren hakkında detaylı bilgi sahibi olsaydı ve Dünya’nın evrendeki konumunu bilseydi, bu ayetleri bu şekilde yazmazdı. Ama o dönemde bunu bilmemesi ve böyle bir hata yapması son derece normal. Gördüğünüz gibi, Kuran, 7.yüzyıl bilgileriyle yazılan bir kitaptır.

7.yüzyıl insanlarına göre; Tanrının, dünyayı ve gökleri ‘birkaç günde’ yaratmıştır. Bu durumdu. Gökleri 2 günde yaratıp, Dünya’yı 4 günde yaratmasına da inanılabiliriz. Ancak günümüzde evrenin varoluşu bilimsel kanıtlarla net olarak ortaya konmuş durumda, ne yapılırsa yapılsın, bu ayetlerdeki bilimsel hataları örtmek mümkün değildir.

Dinin her tarafı tutarsız ama ne söylersek söyleyelim, inançlı insanlar kıvırmayı akıldan saydığı sürece gerçeklerden kaçmayı sürdüreceklerdir.

Modern bilimin bulguları netleştikçe, dindar zümreler, kıvırma sanatında hep üst basamağa geçip, kitapsal yazıtlarını mümkün olduğunca eğip bükeceklerdir. Mecazcı tanrı, çocukça oyunlar oynayan tanrı, hikmetci tanrı, kuantumcu tanrı, fizikçi tanrı, nice tanrı modelleri üretilecek ama tanrı bir hikaye olmaktan öteye gidemeyecektir. Kuran’ın en büyük şansı anlayarak okunmamasıdır. Çoğu dindar bir kere bile anlayarak okumamıştır.


Paylaşmak için:

İmgelerin Sisi

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.