Kuran’ın Diyalektiği

Paylaşmak için:

Bazı insanlar var, kendi gerçeğini beğenmezler. Doğduğu yeri, ailesini, gelenek ve göreneklerini sıfırlar, yok sayar. Öyle ki bu yapıda ki insanlar, Almanca basılmış Das Kapital kitabını yine Alman felsefeci Hans Heinz Holz’dan daha iyi bilirler.

Bu insanların aşılmaz, kırılmaz bir çelik daire içerisinde ki bu şartlanmışlıkları, kendi yaşamlarını ve söylemlerini birer kesin doğru gibi algılamalarına neden olur.

Mesela bizim Kürt ve Türk den dönme Arapçılar böylelerdir. Bir gram Arapça bilmedikleri halde bütün Arap toplumlarını Kuran’ı anlamamak ve bilmemek ile suçlarlar.

Ayrıca bu insanların hepsinin çok saygı duydukları birer rehberleri veya Mesih seviyesinde gördükleri birer önderleri vardır. Kendiniz o kadar bilge iseniz, bir şaklabanın eteğinden neden tutmakta ve dizinin dibine çökmektesiniz?

Hal böyle iken, müşrik veya kafir diye tanımladıkları kişilerle tartışırken, 1400 yıllık Arapların; Arapça kitabını on bin yılı aşan kendi tarihlerine üstün tutarlar. Öyle ki onlar ile sohbet ederken, tarih bilmeseniz eğer, tüm yaşamın 1400 yıl evvel başladığı hissine kapılırsınız.

Kimi bu kitaba (Kuran) kendisi mucize der, kimileri de kitabın içerisinden birkaç cümlesini silerek sıfır rakamı ardından gelen ilk ve son sayıları (19) alarak ortaya mucizeler üstü bir matematik kitabı çıkarır.

Peygamberlerinin savaşlarını, evliliklerini ve insani bakış açılarını sıklıkla anlatan bu Kuran’a da evrensel derler. Oysa kitap kendisi bas-bas ben Arapçayım ve beni kolayca anlamanız için Arap dili ile yazıldım diye bağırır. Zuhruf suresi 3 ve Yusuf suresi 2. ayetlere bakabilirsiniz.

Bu gerçekliği yok sayan ve yüzlerce parçaya bölünmüş olan bu arkadaşlar, kendi aralarında ki tartışmalarda ise, Mesih yerine koydukları önderlerini unutarak, hepsi birer peygamber kesilirler.

Çoğu hadisleri kabul etmez iken, bazıları da Kuran’ın hadisler olmadan anlaşılamayacağını savunurlar. Bizlere de ön yargı ile okursanız kitabı anlayamazsınız derler. Kitabı yazan promosyon olarak yanında bir sözlük vermemiş ise biz ne yapalım?

İşin gerçeğinde ise kafir veya Ateist ilan ettikleri birçok kişi Kuran da dahil, tüm kitapları kendilerinden çok daha iyi bilirler. Ama Kuran da var olan ego ve kibir kendilerinde de bolca olduğu için bunu açıkça söylemekten çekinirler.

Dün kendi aralarında ki bir tartışmaya tanık oldum. Peygamber ehl-i Kuran mıydı, yoksa ehl-i sünnet miydi ve devamında hz Muhammed kendi sünnetine mi bağlıydı, yoksa Kuran’a mı? Soruları tartışma konularıydı.

Bir kere burada bu soruların her ikisi de soruluş tarzı ile yanlıştır. Sünnet peygambere ait olan davranış ve söylemlere ardında ki toplumun uymasıdır. Kişi kendi davranışlarını örnek alır mı?

Zaten söylemiş veya uygulamış işi topluma havale etmiştir. İnsan kendi davranışını taklit etmez, edemez. Edebilir denecek ise eğer, Nöro psikolojik bir durum ortaya çıkar. Ayrıca epileptik açıdan da durum incelenmelidir.

İkincisi ise rasyonel olarak bakacak isek eğer, Peygamberleri ne ehl-i sünnet nede ehl-i kitaptır. Her ikisi de birdendir.

Neden mi?

Özel veya genel sohbetlerde şöyle yapacaksınız, böyle davranacaksınız diyen kişi ile bana bunlar Kuran ayetleri olarak vahiy edildi diyen kişi aynı kişi ise bu kişiyi nasıl farklı kılıklara sokabilir siniz?

Tartışmaya kimse bu açılardan bakmıyor. Kimileri ehlisünnet, kimileri de ehli kitap diye sonuç alınmayacak şekilde sohbete devam ederler.

Kuran rasyonel olarak okunduğun da Peygambere çok sorular sorulduğu görülür. Adam kendisine vahiy geldiğini Kuran da ispat edemiyor, polemiksi cevaplar ile geçiştiriyorken, bizim Arapçılar melek ile Muhammed görüşmelerini vidoya çekmiş gibi anında ispat ettik derler.

Allah-İslam eşittir hoşgörü ve barış ise; O’nun kitabı yüzlerce yerde insanlara şantaj yapıp, cebir ve şiddet kullanarak yok edeceğim diyerek ve ardından da sizleri cehennemim de aklınızın alamayacağı işkencelere tabi tutacağım der mi?

Allah var ise ve tarifsiz bir güce ve bilgiye sahip ise eğer; Fetih suresi yedinci ayette şunları söyler mi?

”Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih suresi: 7)

Bu ayete göre hoş görü ve barış timsali dediğiniz Allah o orduları ne yapacak arkadaşlar?

Fakat burada şuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Verdiğim ayeti ön yargısız okur iseniz eğer; Allah bu ordular benim demiyor, birisi bu ordular Allah’ındır diyor.

Umarım diyalektik olarak bir şeyler anlamışsınızdır.

Saygı – sevgi ve esenlikler.


Paylaşmak için:

Ateistler Çağı

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.