Şahitler

Paylaşmak için:

Bu başlıkta nereden çıktı demeyin. Çünkü bu durum dünya hukuk sistemi ile bir dinin temel taşını veya alt yapısını oluşturur.

Bazı uluslar arası antlaşmalar da veya kişiler arasında yapılan sözleşmelerde bir veya birkaç şahidin de yer aldığı malumunuzdur.

Şahitlik nedir?

Şahitlik: Târih boyunca, şahsî anlaşmazlıkların çözümünde başvurulan birinci delil, şâhit olmuştur. Şâhidin yalan söyleyebileceği göz önüne alınarak onu doğruyu söylemeye zorlayacak tedbirler düşünülmüş ve tek çârenin, şâhidi dînî inançla, yâni yeminle bağlamak olduğu görülmüştür.

Günümüz lâik hukuklarında dahi, dînî inanca sâhip kimsenin yalan söyleyemeyeceği dikkate alınarak şâhitlere yemin ettirilmektedir. Şâhitlik ilk olarak İslâm Hukûku tarafından bütün yönleriyle düzenlenip hükme bağlanmıştır.

Meraklanmayın biz İncil üzerine el basarak veya Kuran beni çarpsın diyerek, yemin falan etmeyeceğiz.

Biz İslam da ki şahitliğin bir yönünü ele alacağız. Hepiniz biliyorsunuz ki İslam’ın ilk şartı kelime-i şehadet getirmektir.

Bu kelime-i şehadet nasıl bir şey ve anlamı nedir, biz oralara odaklanarak, muhatapları ve yetkililerine ufak çaplı ve aklı fazla zorlamayan sakat sorular soracağız.

Kelime-i Şehadet getirmek; islamın 5 şartından ilki şehadet getirmektir. Kelime-i Şehadet İslam’ın en özlü bir ifadesidir.

Kelime-i Şehadet: “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” demektir.

Anlamı: “Ben şehadet ederim ki, (Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki) Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.”

Kelime-i Şehadet’in ilk kısmında Allah’tan başka ilah olmadığına, ikinci kısmında ise Hz. Muhammed’in (s.a.v) Allah’ın kulu ve rasulü olduğuna tanıklık edilir. Kelime-i Şehadet bu tanıklığın dille açıklanması anlamına gelmektedir.

Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demekmiş.

Bilirsiniz ki; mahkemelerde bile duyarlı yargıçlar, meseleye hakim olma ve en doğru ve en vicdani karara ulaşabilmek için konu ile ilgili şahitlere çepreşik veya şaşırtma yoluyla gerçeği söyletme adına farklı sorular sorar.

Yani şahitlik kişi veya kişilerin gördüklerini sözle anlatma durumudur. Ya da yazılı bir anlaşmaya tanıklık söz konusu ise onu görüp, okuduğunu ve o metni bildiğini, kendisine baş vurulduğu zaman şahit olarak açıklamasıdır.

Şimdi peygamber zamanında bile kimse Allah’ı görmemiş, Peygamber kendisi bile görmemiş iken, insanlar o zaman görmedikleri bir şeyi, nasıl olurda görmüş gibi yemin etmişler?

İkincisi ise; Peygamberin ölümünden sonra ki insanlar ve bu gün yaşayanlar, ne peygamberi nede Allah’ı hiç görüp, bilmedikleri halde, nasıl olurda görmüş, ikna olmuş gibi yemin etmekteler?

İnsan görmediği ve hiç bilmediği bir varlığa nasıl şahitlik edebilir?

İnsanlık tarihi çok önemli davalar da bile birçok yalancı şahidin bulunduğunu ve davanın seyrini adaletsizce değiştirdiklerini yazmaz mı?

Bu kuran da yok, İslam dinin de bu türde bir uygulama yoktur diyecek olana arkadaşlar olacak ise eğer, onlara sorum şudur. Bin dört yüz yıldı bu uygulamayı İslam alemine şu hor gördüğünüz ateistler mi dayattılar acaba?

İnsanın görmediği ve bilmediği bir şeye, ben yeminle söylüyorum ki bunu gördüm ve gerçekten biliyorum demesi, doğrucu bir şahitlik mi, yoksa yalancı şahitlik midir?

Başkaca sorumuz yok.

Esenlikler dileriz.


Paylaşmak için:

İmgelerin Sisi

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Şahitler” için 2 yorum

Bir cevap yazın