Dinler

Türkiye’de Mızrap Çocuk Vakası

Aradan 1400 yıl geçmesine ve bu 1400 yıl boyunca insanlık anlayışında nice gelişmeler görülmesine rağmen, İslam ülkelerinde hala, İbrahim’in davranışına özlem duyup, oğullarının boğazını kesmek isteyenler vardır.

Bunun utanç verici bir örneğine, bundan 50-60 yıl kadar önce ’de rastlanmıştır.

Askerden kaçmak isteyen bir kişi, eğer bu mükellefiyetten şu ya da bu şekilde kurtulacak olursa, adındaki oğlunu kurban etmeye karar vermiş, gerçekten de askerlikten kurtulur kurtulmaz oğlunun boğazını ekmek bıçağıyla kesmiştir. Olay ortaya çıktığında savcılık işe el atmış ve dava sonucunda bu kişi layık olduğu cezaya mahkum olmuştur. Ne esef vericidir ki, o zamanın Yargıtay’ı, söz konusu cinayetin “dinsel inançlar” etkisiyle işlenmiş olduğunu, dolayısıyla bu inançların “cezayı hafifletici sebep” (“esbab-ı muhaffefe”) olması gerektiğini bildirerek mahkeme kararını bozmuştur. Olay hukuk tarihimizde “ Çocuk” olayı olarak yer almıştır.

Türkiye’de mızrap çocuk olayıyla ilgili ayrıntılı bilgi veren Zafer Göksel’in Adak adlı yazısıyla devam ediyorum.

1962 yılında Erzincan’ın Tercan İlçesi’ne bağlı Kargın köyünde akıllara durgunluk veren bir olay yaşanır. Olay’ın faili 26 yaşındaki Müslim Koca günlerce gazetelere manşet olur. O olayı okuyan, duyan herkes derinden sarsılır.

Bir erkek çocuk babası olan Müslim askerliğini gardiyan olarak Isparta’da yaparken iftiraya uğrar. Para çaldığı iddia edilir. Dini bir iç dünyaya sahip Müslim, bu iftiradan kurtulduğu takdirde ikinci doğacak oğlunu ’a kurban edeceğine dair kendi kendine söz verir. Bir süre sonra gerçek ortaya çıkar ve Müslim aklanır.

Müslim Koca köyüne geri döndüğünde karısının hamile olduğunu görür. 11 Şubat 1962’de karısı doğum yapar ve bir erkek bebek dünyaya getirir. Çocuğa “Mızrap” adını verir. Çocuğun erkek olmasını Allah’ın kendisinden kurban istediğine yorar.

Ailenin her geçen gün yoksullukları artar, büyük oğlu hastalanır, köyde kuraklık çıkar. Müslim tüm bu felâketlerin daha önce söz verdiği adağını yerine getirmediği için ortaya çıktığına inanır. Birara “adağını” yerine getirmek için 40 günlük oğlunu kurban etmeye niyetlense de bebeği çok cılız bulduğundan vazgeçer. Kendi deyimiyle bebeğin “biraz daha beslenmesi, toparlanması” gerekmektedir.

24 Nisan 1962 sabahı “o günün” geldiğine karar verir. 2 buçuk aylık oğlu Mızrap’ı yıkaması için karısı Gülbahar’a teslim eder. Bu arada kendisi de abdest alıp namaz kılar. Sonrasında bebeği alarak evinin biraz ilerisinde boş bir çimenlik alana gider.

Aklında hep ’in de oğlunu Allah’a kurban etme hikayesi vardır. Dolayısıyla yaptığı şeyin hayırlı birşey olduğundan şüphesi yoktur. Allah koskoca İbrahim Peygamber’den bunu talep ettiyse kendisinden haydi haydi talep etmiştir. Hem ’e Allah müdahale etmiş ve oğlunun yerine kesmesi için bir koç göndermemiş midir?

Bu düşünceler içerisinde önce bebeği yere yatırır. Besmele çeker. Cebinden çıkardığı bıçağı bebeğin boğazına dayar. Dua ederek bebeğin boğazını keser. Bir süre bebeğin ufacık bedeninin can çekişmesini izler. Boyun kemiğine kadar parçalanan yavrucak hemen oracıkta ölür. 2 buçuk aylık bebek Allah’a adak olarak kendi öz babası tarafından kurban edilmiştir! Bu arada Hz İbrahim hikayesinde olduğu gibi ne gökten gelen bir melek, ne de onun getirdiği bir koç vardır!

Olay duyulduktan sonra Müslim Koca jandarmaca tutuklanır. Yaptığı şeyden hiç pişmanlık duymadığını, sadece Hz. İbrahim’in yolundan gittiğini söyler. Yaptığı şey Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’e yapmak istediği şeydir. Ne fazla ne eksiktir. Allah’a karşı vazifesini yapmıştır!

Müslim Koca doktorlar tarafından muayene edilir. Akli dengesinin kesinlikle yerinde olduğu kanaati oluşunca yargılanır ve idam cezasına çarptırılır. Daha sonra ifade değiştiren katil babanın cezası müebbete çevrilir. Duruşmaları yapılırken salondaki bazı izleyiciler baygınlık geçirmiştir.

Bu olay 17 yıl sonra 1979’da Atıf Yılmaz tarafından film yapılır. Benim de ufak bir çocukken izlediğim “Adak” filminin başrolünü Tarık Akan ve Necla Nazır paylaşmıştır. Film bu olayı işlerken kara cehalet ile dinin ortak ilişkilerini de sorgulamaktadır.

Kıssadan hisse; 3000 yıl önce “Allah’a adak” düşüncesiyle kendi evladını kesmeye kalkarsan peygamber olursun…

Günümüzde kendi evladını “Allah’a adak” niyetiyle kesmeye kalkarsan akıl hastası ve katil olursun…

Kara cahiliye döneminden miras sana anlatılan her masalı doğru kabul edip aklını mantığını kullanmadan körü körüne inanırsan da..

Tam bir koyun olursun!

Yazar Hakkında

İmgelerin Sisi

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir Cevap Yazın