Ülke Solunun Getirildiği Son Nokta

Paylaşmak için:

Toplumumuzun temel tutkularından birisi, kendisini var eden bireyleri veya o bireylerin bir birlerini eleştirmeyi çok sevmeleridir. Aynı toplumun, aynı bireyleri ise, eleştirilmeyi sevmezler.

Bu anlayış ve davranış biçimleri bireylerde ve guruplarda ki empati yapma erdemi ile öz eleştiri ortaya koyabilme sorumluluğunu, büyük çapta ortadan kaldırır.

Bu durum da kaçınılmaz olarak ortaya hizipçiliği ve ilkel bir benlik olan egoyu ortaya çıkarır.

Topluma karşı ideolojik isimlendirme amacıyla ilk başlarda FKF (fikir kulüpleri federasyonu) kurulmuştu. Ana misyon, ülke gençliğinin bütün sorunlarının, memleket sorunlarından ayrı tutulamayacağı gerçeğini tüm gençliğe ve memlekete anlatmaktı.

Daha sonraki yıllarda DEV-GENÇ ismini alan, FKF’nu birçok başarılı eylemi tarihe not düştü. Anti-emperyalist eylemlerin birisine 6. Filo conilerinin denize atılmasını örnek verebiliriz.

Bir başka örnek ise;
6 Ocak 1969`da ODTÜ`yü ziyarete gelen Amerikan Büyükelçisi Komer, evine taksiyle gitmek zorunda kalıyor, çünkü limuzini devrimci öğrenciler tarafından yakılıyordu.

Ülkenin gündemine 12 Mart 1971 gibi militarist girişimler düşerken, sol ülkede sürekli olarak güçleniyordu.

Bu güçlenmeye rağmen tersine gelişen durumlarda ortaya çıkmaya bu yıllarda başladı. Birkaç farklı yapıdan oluşan ama ortak eylemler koyabilen ülke solu, kendi özellerinde bölünmeye, parçalanmaya başladı.

Deyim yerinde ise; ülkede hemen, hemen her bir altı ayda yeni bir sol fraksiyon ortaya çıkmaya başladı. 1970 lerin sonuna doğru bu rakam elliyi çoktan aşmıştı.

Marksist-Leninistler, Maocular ve Enver hocacılar gibi tanımlanan yapılar kendi içlerin de bile bölünümlü (fraksiyonel) idiler.

1961’den sonra ülkenin her alanında örgütlenmeyi başaran, 6. Filoya destur çektiren ve Amerikan elçisinin pahalı makam aracını yakabilen solun bu denli çok parçalı bir hale gelmesi hala gereği gibi sorgulanmadı.

FKF’nun başında olan birisi hala sağdır. Adı da namı diyar Ertuğrul Kürkçü’dür. Bu hala şaibeli dolaşan adamın ben daha gerçekçi bir öz eleştiri yaptığına tanık olmadım.

Konuya döner isek; Solun karşısında ki blok; milliyetçi faşistler, dinci cihadistler ve bunlara özel kimlik, ayrıcalık veren devletti.

Hal böyle iken ve gerçekler güneş gibi net iken, bizim ülke solu birbirlerini çökertme, hatta infaz etme yarışına girdiler.

Devlet ile el ele veren dinci unsurlar ile faşist yapılar devrimci kanına doymaz iken, bazı illerde toplu katliamlar peş peşe halkın yaşamına inmeye başlamıştı.

6. filo askerlerini denize sallayan ve Amerikan elçisinin arabasını yakan, üniversiteleri, halkı, fabrikaları ve madenleri örgütleyen sol, bu birlikteliğini ve ülkeye yön veren sınıf bilincini neden sekteye uğrattı da kendi içerisinde çatışmaya başladı?

Bu gün hala bu tür soruların çoğu yanıtsızdır. Hiçbir kesim oturup, diyalektik bir şekilde öz eleştirisini de yapmamıştır.

Hala hizip ve ego bataklıklarında kendisine yer bulmaya çalışan ülke solu, FKF’na gidip, bu güne gelerek, tarihsel öz eleştirisini ülke ve dünya halklarına vermek zorundadır.

Acil koduyla bu süreç hemen başlatılmalıdır. Ülkenin şu an içinde bulunduğu tüm koşullar solun lehine iken, ortada birleşik bir sol güç yok ise eğer, kimse kusura bakmasın da hesap vermesi gereken, düzen partileri ile iktidar partisi değil TC soludur…!!!


Paylaşmak için:

İmgelerin Sisi

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.