Üreme

Paylaşmak için:

Üreme, canlıların şu ya da bu şekilde çoğalarak kendi genlerini gelecek kuşaklara aktarmasıdır. “Yaşamın en temel özelliği, aktif olarak varlığın sürdürülmesidir. Canlılar hayatta kalabilmek için çalışırlar; beslenir, kendilerini onarır ve büyürler. Ama bir kaza, bir avcı ya da hastalık canlıyı yok edince her şey biter. Canlının kendi soyundan gelen birileri yoksa gen bilgisi kaybolur…. Kişinin geride kalan kopyalarını bırakması böylesine bir tümden yok oluşa karşı koyar. Öyleyse yaşamın ikinci temel özelliği üremektir.” diyor Alison Jolly ’Lucy’nin Mirası’nda. Üreme, aseksüel, ya da seksüel olmak üzere iki tarzda olur.

Aseksüel Üreme

Hücre bölünmesi ile gerçekleşir. Canlılığın ortaya çıkışından itibaren yaklaşık 2 milyar yıl boyunca canlı organizmalar hücre bölünmesi ile çoğaldılar, yani bölünmeyle kendi kopyalarını yaratarak kendilerini yeniden ürettiler. Bu tarz üremede her yeni birey, ebeveyninin tam bir kopyasıdır, bir klonlamadır. Bakteriler, virüsler tek hücreliler bu gruba dahildir. Bu canlıların bir kısmında cinsellik vardır. Ancak bu, yalnızca iki hücre ya da bakteri arasında gen alışverişi anlamına gelir, cinsel yolla üreme yoktur. Aseksüel üreme yapan canlılara birkaç örnek: karahindiba, kuzgunotu gibi bazı bitkiler, bazı balık, kurbağa ve kertenkeleler vb dir. Bunların çoğu,  zaman zaman, özellikle de zorlu yaşam koşullarında cinsel yoldan da üreme yaparlar.

Cinsiyet oluşmadan önce elbetteki cinsel yoldan üremek de olanaklı değildi. Bu yüzden cinsiyetin oluşması büyük önem taşımaktadır.

Seksüel Üreme (Cinsel Yoldan Üreme)

Cinsel üremenin yaklaşık bir milyar yıl önce ilk olarak yeşil su yosunlarında başladığı tahmin ediliyor. Bu tarz üreme, dişi ve erkek bireylerin çiftleşme ile gen alışverişi yaparak kendi genlerini yavrularına aktarmalarıdır.

Cinsel Üremenin Yararları:

Jakob Bronowsky ‘İnsanın Yükselişi’ isimli kitabında şöyle diyor: ‘Cins ayrımı farklılaşmayı getirir, ve farklılaşma, evrimin itici gücüdür. Evrimin hızlanmasıyla, türlerdeki göz kamaştırıcı şekil, renk ve davranış çeşitlenmesi ortaya çıkmıştır. Türlerin kendi içlerinde, bireysel farkların uç vermesini de aynı olguya bağlamalıyız. Bütün bunları mümkün kılan iki ayrı cinsin ortaya çıkışıdır. Hakikaten, cinselliğin biyoloji dünyasına yayılışının kendisi, türlerin yeni çevreye, ayıklanma yoluyla uyumlu hale geldiğinin ispatıdır.’ . Ve yine aynı kitabında ‘Ve cinselliğin kendisi, en uygun olanı ayırt etmenin doğal tarzlarından birisidir. Erkek geyikler öldürmek için değil, dişiyi seçme haklarını hayata geçirmek için dövüşürler.’ diyor. Çarpıcı bir örnek, saksı bitkilerinde sık sık rastladığımız yaprak bitleridir. Bunlar, genellikle kendilerini klonlayarak aseksüel üreme yaparlarsa da, zorlu sonbahar ve kış mevsiminde, aşırı derecede artmış popülasyon içindeki klonlama, kötü mütasyonlardan kurtulmalarına engel olur. O zaman, yaprak bitleri cinsel üremeye geçerek, genlerini karıştırma yoluyla bu mahzurlu genlerden kurtulur, daha sağlıklı yavrulara sahip olurlar.

Yine bir başka yazar, Alison Jolly de ‘Lucy’nin Mirası’nda ’Seksin sağladığı avantajın mantığı, farklılıkların mantığına paraleldir. Seks, ebeveynden farklı bir yavru üretir; bunu ya ebeveynin hatalarını telafi ederek, ya ebeveynin parazitlerinden kurtararak ya da farklı yaşama alanlarını kolonileştirip, değişen çevre karşısında değişerek yapar. Eğer seksin bir mantığı varsa, partnerinizin sizinle aynı olmasını istemezsiniz; böylelikle yavrunuz da sizinle aynı olmayacaktır. Her seks yapışımız, türler için mükemmel bir ideal ya da yabanıl tip olduğu fikriyle çelişir. Seks çeşitlilikte bulduğumuz mutluluktur’ diye yazıyor.

Cinsel rekabet:

Genelde, dişi olsun erkek olsun her iki cins de, kendilerine ait mümkün olduğunca çok sayıda geni, gelecek kuşaklara aktarmak isterler. Bu ise, olabildiği kadar sık ve değişik partnerlerle çiftleşerek kendi gametlerini karşı cinsinkiyle birleştirmekle olanaklıdır. Bu amaçla, hem partnerleriyle yani karşı cinsle, hem de kendi ait oldukları cinsiyetten rakipleriyle rekabet söz konusudur.

Dişi – Erkek rekabeti:

Bu, karşı cinsler arasındaki yani dişi ve erkek arasındaki rekabetten, döllenmiş yumurtayı orada bırakıp en çabuk şekilde uzaklaşabilen cins kazançlı çıkar. Böylece hem genlerini aktarmış, hem de embriyonun ve yavrunun bakımı ve korunması gibi sorumluluklardan kurtulmuş olur. Artık vakit kaybetmeden yeni çitfleşmeler, yeni partnerler peşinde koşarak genlerini yeni kuşaklara aktarma şansını artırmaya devam eder. Bu konuda da türlerin büyük çoğunluğunda erkekler şanslıdırlar. Çünkü, doğaları gereği, erkekler, çok sayıda, küçük ve basit üreme hücreleri üretirler. Erkek gametlerin sayıları çok fazla, biyolojik maliyetleri de düşük olduğundan fazlaca korunmaları da gerekmez. Buna karşılık dişiler, yine çok sayıda, ama erkeklerinki  kadar da çok değil, lakin daha büyük, oluşacak yeni bireyi koruyup besleyebilmek için biyolojik maliyeti daha yüksek olan gametlere sahiptirler. İşte dişiler, genlerinin devamını garantiye alma açısından, bu çok maliyetli döllenmiş yumurtayı bırakıp kaçamazlar, onun ve yavruların himayesini ve hayatta kalabilmeleri için tüm bakımını üstlenirler. Ancak rollerin değiştiği canlı türleri de vardır. Örneğin bazı balık türleri.

Fiziksel rekabet:

Birçok türde erkekler, kendi genlerini aktarabilmek için, aralarında, dişiler ile çiftleşme mücadelesi verirler. Erkek çiftleşme hakkını elde edebilmek için rakip erkekleri saf dışı etmek zorundadır. Erkek aslanlarda olduğu gibi bu, birbirlerine karşı güç gösterilerinden ölesiye kavgalara kadar gidebilir. Genellikle erkekler  bir grup dişiye ‘el koyar’, onlarla çiftleşme hakkını elde ederler. Artık haremlerindeki dişilerle çiftleşmeyi, dolayısıyla doğacak yavruların babası olmayı, genlerini onlara aktarmayı garanti altına almışlardır. Çıkması muhtemel rakiplerine karşı fiziksel üstünlüklerini sürdürebildikleri sürece, bu böyledir. Erkekleri böylesi fiziksel mücadeleye giren türlerde erkekler, dişilerden çok daha büyük ve cüsselidir. Yakın akrabamız olan gorillerde olduğu gibi.

Sperm rekabeti:

Ancak biz insanlarda ve bazı türlerde örneğin en yakın akrabalarmız olan şempanzelerde ve özellikle de bonobolarda erkekler arasında bu tarz mücadele pek fazla görülmemektedir. Bu yüzden de erkeklerin cüsseleri dişilerden sadece biraz büyüktür. Çok sayıda erkekle çok sayıda dişinin bir arada yaşayabildiği gruplar oluşturan türlerde genellikle erkekler arasında fiziksel rekabet yoktur, ya da çok azdır. Ama yine de erkek çok sayıda dişiyi dölleyebilmek ister. Böylesi gruplarda, dişilerde çok sayıda erkekle çiftleşebildiklerinden burada fiziksel rekabetin yerini SPERM REKABETİ alır. Değişik erkeklerden dişiye aktarılmış olan spermler yumurtaya ulaşıp onu dölleyebilmek için rekabet içindedirler. Doğaldır ki, sperm sayısı fazla olan erkeğin başarı ihtimali de yüksektir. Bu türlerde evrimleşme bu yönde olmuştur. Daha fazla sperm daha büyük testisler anlamına geldiğinden şempanzelerin, bonoboların ve biz insanların testisleri çok büyük olup o kocaman cüsseli erkek gorillerinki ise vücut büyüklüklerine oranla çok küçüktür.

Seçicilik:
Çok sayıda dişi ve erkeğin bulunduğu gruplarda genellikle erkekler arasında fiziksel rekabet önemsiz düzeylerde olup, bunun yerini yukarıda sözünü ettiğimiz sperm rekabeti almıştır. Dişilerin ise sınırlı sayıdaki gametleri, onlar için çok değerlidir. Böylesi gruplardaki dişiler, bir yandan, birden fazla erkekle çiftleşme şansına sahip olarak, genlerini sonraki kuşaklara aktarmayı garantiye alırken, bir yandan da bu sınırlı sayıdaki gametlerinden oluşan, maliyeti yüksek olan embriyolarının ve daha sonra da yavrularının bakımı ve korunması sürecine en iyi katkıda bulunabilecek kaliteli partnerler seçmeye çalışırlar. Yani sağlıklı, becerikli, kuvvetli ve hatta belki de yavruların korunması ve bakımında yardımcı olabilecek erkekler makbuldür dişiler açısından. Sperm sayılarının çok olması ve spermlerin düşük biyolojik maliyetleri nedeniyle erkekler pek fazla seçici olmayıp esas sorunları, çiftleşecek partner bulmaktır. Genel olarak dişi seçen, erkek de seçilen taraftır. Ancak dişilerin ve erkeklerin toplam sayısı da seçimi etkileyebilir. Örneğin erkeklerin sayısı az, buna karşılık dişiler daha fazla sayıda ise, erkek, seçen taraf olabilir gene de.
Tek Eşlilik:

Bazı hayvan türleri tek eşlidirler. Örneğin bazı kuş türleri. Tek eşli hayvanlarda erkek ve dişi arasında dış görünüş farklılıkları olsa da esas olarak beden büyüklüklerinde, boynuz ve sivri dişlerinin büyüklüklerinde bir fark yoktur. Çünkü eşlerini kaybetmemek ve onunla çiftleşebilmek için diğer erkeklerle fiziksel rekabete gereksinimleri yoktur. Dahil olduğumuz insansı maymunlar arasında gibonlar tek eşlidirler. Gibonlarda eşlerin dişleri aynı büyüklüktedir ve herbiri kendi cinsinden olan rakibini uzaklaştırır.


Paylaşmak için:

Ateistler Çağı

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.