Zeytin Dalı İle Zeytinler Ağladı

Paylaşmak için:

Ortaya çıkan bazı ani gelişmeleri, doğru okumak zorundayız. Bu doğru okumanın metodu da gelişmenin geçmişini iyi okumaktır.

Çok fazla uzaklara gitmeyelim, Arap baharı ve ardından sözde baharın ağababalarının Suriye’ye çöreklendiği günleri anımsayalım.

Bu çörekçilerin içerisin de top yekun; TC halkı olmasa da direksiyonda AKP iktidarı ve onun baş kafası vardı.

O dönemlerde AKP iktidarı Barzani ve Barzani ile hem Suriye hem de Irak’ın kuzeyinde çok iyi idi, Kobani’ye selamlar gönderiliyor, petrol alış verişleri, kara paralar hacı Şakir sabunu ile yıkanıyordu.

Peki ne oldu da bu nişan evlilik aşamasında bozuldu?

Biri çıktı ben Türkiye partisiyim ve seni başkan yaptırmayacağım dedi, ardından suni İslam’ın kini en yetkili ağızdan sahaya indi.

İkincisi ise; AKP’nin en büyük kankası, Fetö’nün saraya parmak atma ve ardından çakma darbe girişimi işin tuzu biberi oldu.

Şimdi bu kısa bilgiler ışığında sahaya gidelim.

Suriye de Esad’ı düşman ilan edenler ve Emevi camisinde birkaç günde namaz kılmak isteyenler, Suriye topraklarında madara oldular.

Bu direniş bütün dengeleri değiştirdiği gibi, namaz kılacak olan ağanında bütün kimyasını dinamitledi.

PKK bayrağını ve Apo propagandalarını suç olmaktan çıkaran AKP ve baş mimarı birden bayrakçı, devletçi, milletçi ve vatancı olup çıktı.

Kuzey Irak işlerine burada girmeyeceğim. Suriye Kürtleri ne yaptı diye sorarak, diyalektik bir analiz yapmaya çalışacağım.

IŞİD denen maaşlı çeteyi, İsrail, Amerika ve Arabistan’ın finanse ettiğini ve bunları Türkiye’nin eğittiğini söyleyen Kürtlerdi. Bizde bu yanlış dememiştik.

Esad’da yani Suriye rejimi ve müttefikleri İran ile Rusya da bu paralı dinci faşistlerle savaşırken, Suriye kuzeyinde ki Kürt siyasal yapı neden burada yer almadı?

Bunu yapmadığı gibi TC ile bozuştuktan sonra, o IŞİD’in patronları olan ABD, İsrail ve Arabistan’ın yanında yer almayı neden kendisine bayrak edindi.

Irak’da Türkiye ve Suriye’de bu güçler ile birlikte AB’nin de desteği ile Kürt siyasetçilerinin buldukları her fırsat da biz devlet kuracağız diye kalkışmaları, sınıfsal temelleri olan bir halkçılık mı yoksa bir oportünistlik yani fırsatçılık mı?

Dedim ya gerçekçi ve diyalektik sorgulayacağım diye o nedenle her tür eleştiriye açık olmam ile birlikte, kimsenin de konuya duygusal ve milliyetçi yaklaşmamasını rica ediyorum.

Kendi bulundukları ve IŞİD bahanesi ile o bilindik güçlerin yardımı ile Suriye toprakların da başka azınlıkların topraklarına el koyarak, buralar Kürt toprakları demek, hangi ezilmişliğin dışa vuru mu olabilir acaba?

Bizi birileri eziyor derken, bulunan her bahane ile Kürt olmayanların köylerine çöreklenerek, oralara bir Rus, bir Amerikan bayrağı asmak, bir sınıf ya da halk mücadelesi olur mu?

İşe bir de şu pencereden bakalım.

Suriye Kürtleri işin en başında cihadist faşistlere ve onları donatanlara karşı Suriye rejiminin yanın da yer alsaydı, bu savaş bu kadar uzamaya bilirdi.

Yanlışım var mı?

Bir başka yönü daha var.

Tüm bu olanlar hem Türkiye içerisinde hem de ülke dışında AKP faşizminin meşru olmasına katkı sunmadı mı?

Artık yeter,

Şu her aferin fırsatçılığını bırakın, küresel ve dinci çetelerden uzak durun da, kendiniz olun.

Sınıfsal düşünün.

Yoksa daha çok insan ölecek.

Sürçü lisan etmişsem af ola..


Paylaşmak için:

İmgelerin Sisi

Ateistler Çağı insanlığın ve vicdanın yükselişe geçeceği çağ olacaktır. Çünkü uğruna propaganda ve savaş yapılacak bir din olmayacaktır...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.